Çin, otomotiv dünyasını nasıl ele geçirmeye başladı?

md2uohfx

Çin’in elektrikli araç endüstrisi son birkaç yılda iç pazarının yarısına hakim olarak benzinli araç satışlarını ezip geçti. Bu dönüşüm yalnızca yabancı üreticileri değil, birçok Çinli geleneksel üreticiyi de geriletti. Satışları çöken şirketler, elde kalan benzinli araçları bu kez küresel pazarlara yönlendirdi.

Batılı hükümetler Çin’in sübvanse edilen elektrikli araçlarına (EV) odaklanıp gümrük duvarları örerken, ABD ve Avrupa otomotiv devleri, daha büyük rekabeti Çin’in düşük maliyetli benzinli araçlarıyla Afrika’dan Polonya’ya, Uruguay’dan Güney Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşıyor.

Reuters’ın haberine göre,2020’den bu yana Çin’in otomobil ihracatının %76’sını fosil yakıtlı araçlar oluşturdu ve toplam ihracat 1 milyondan 2024’te 6,5 milyon adede çıktı.

Devlet destekleri batılı firmaları geride bıraktı

Çin’deki EV sübvansiyonları, VW, GM ve Nissan gibi yabancı devlerin Çin operasyonlarını çökertirken, onlarca yerli EV üreticisini destekleyerek sert bir fiyat savaşının fitilini ateşledi. Bu rekabet, geleneksel Çinli otomotiv devlerini gazlı araçlarını dışarı satmaya itti.

Sadece 2023’te Çin’in benzinli araç ihracatı bile ülkeyi hacim bazında dünyanın en büyük otomobil ihracatçısı yaptı.

Bu haberdeki bulgular, dünya genelinde onlarca ülkenin satış verilerinin ve 11’i Çinli olmak üzere 13 otomobil üreticisinden yöneticilerin ifadelerinin analizine dayanıyor.

Zorunlu ortaklıktan liderliğe

En büyük ihracatçılar arasında SAIC, BAIC, Dongfeng ve Changan gibi devlet kontrolündeki devler var. Bu şirketler yıllarca yabancı üreticilerle zorunlu ortaklıklar kurarak bilgi birikimi kazanmıştı.

Ancak Çin’de EV yükselişi bu ortak girişimlerin satışlarını çökertti. Örneğin SAIC-GM’nin yıllık satışı 2020’de 1,4 milyondan 2024’te 435 bine düştü.

400 binden 1 milyona çıkan rakamlar

Dongfeng’in Avrupa yöneticisi Jelte Vernooij, Çin’de Honda ve Nissan ortaklıklarının çöküşe geçtiğini belirtirken şu sözlerle özetledi:

“Devlet şirketi olmamız bizim için kritik. Hayatta kalacağımızdan hiç şüphe yok.”