Suriye’de ne oluyor?

suriyede-ne-oluyor-1qe5

Suriye’de Esad yönetimi karşıtı güçlerin taarruza geçmesiyle statüko bozuldu.

Ülkenin farklı noktalarında patlak veren çatışmalar dengelerin değişmeye başladığına işaret ediyor.

Batı’da Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) grubu liderliğindeki muhalif güçler, hızla Halep’i aldıktan sonra Hama’nın kapısına dayandı.

Kuzeyde ise Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) oluşumu, Tel Rıfat’ı Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) aldı.

Böylece Fırat Nehri’nin batısında SDG’nin elinde yalnızca Menbiç bölgesi kaldı.

SDG bünyesindeki Arap güçler Deyrizor çölünde ABD desteğiyle Esad güçlerine karşı saldırıya geçti.

Türkiye, SDG’nin omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve “terör örgütü” olarak nitelendiriyor.

SDG içinde YPG ile birlikte Arap unsurlar da yer alıyor.

Peki tüm bu gelişmeler Suriye için ne anlama geliyor? Bu durum Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

‘Herkes açısından hayret verici’

Suriye’de Esad yönetimi karşıtı kuvvetlerin başını çeken HTŞ ve müttefikleri, İdlib bölgesini yıllardır kontrol ediyor.

Grup, 27 Kasım’da başlattığı operasyonla ülkenin en büyük şehri Halep’i ve civarındaki stratejik öneme sahip yerleşim yerlerini de ele geçirdi.

HTŞ, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor.

Gelişmeleri BBC Türkçe’ye değerlendiren Türkiye’nin eski Şam Büyükelçisi Ömer Önhon, HTŞ’nin başını çektiği güçlerin büyük bir süratle ilerlediğini ve bunun Suriye’deki çatışmalara farklı bir boyut kazandırdığını söyledi.

Önhon, “Esad kuvvetlerinin bir anda böyle ricat eder gibi çekilmeleri, kaçmaları hakikaten herkes açısından hayret verici oldu” dedi.

Suriye odaklı çalışmalar yürüten Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin Türkçe Araştırmaları Direktörü Ömer Özkızılcık da “Öyle zannediyorum ki muhalifler de böyle hızlı bir ilerleyiş beklemiyorlardı. Şu an bulundukları yerlere gelmeyi hayal bile etmiyorlardı” diye konuştu.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council’da da araştırmacı olarak çalışan Özkızılcık, Esad yönetimi güçlerinin Halep ve çevresinde bozguna uğramasının “insan kaynağı eksikliğinden” kaynaklandığını vurguladı.

BBC Türkçe’ye konuşan Özkızılcık, Şam’ın askere alım konusunda ciddi sorunlar yaşadığını ve normalde İran güdümündeki milisler tarafından doldurulan bu boşluğun Esad güçlerinin askeri gücünü “niteliksel ve niceliksel” olarak azalttığını ifade etti.

Sırada Menbiç olabilir mi?

Fırat’ın batısında dikkat çeken diğer noktalarsa Tel Rıfat ve Menbiç.

Tel Rıfat, 2016’dan bu yana SDG’nin kontrolündeydi.

Türkiye, SDG’nin temelini oluşturan Kürt Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) PKK’nın uzantısı bir terör örgütü olarak tanımlıyor.

SDG ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) oluşumu arasında bu hatta sık sık çatışma ve karşılıklı bombardımanlar gerçekleşiyor.

Ancak SMO, HTŞ’nin Halep taarruzuyla aynı anda başlattığı bir harekatla Tel Rıfat ve çevresindeki yerleşim yerlerini ele geçirdi.

Böylece Fırat’ın batısında SDG kontrolünde yalnızca Menbiç bölgesi ve Halep’te Kürtlerin çoğunlukta olduğu yerler kalmış gözüküyor.

Muhalif güçler tarafından tamamen kuşatılan bu mahallelerdeki SDG güçlerinin kuzeydoğuya güvenli geçiş karşılığında bölgeyi muhalif güçlere devretmeyi kabul etmesi bekleniyor.

Uzmanlara göre Fırat’ın batısındaki bir sonraki çatışma, Türkiye’nin yıllardır hedef gösterdiği ve operasyon sinyalleri verdiği Menbiç’te çıkabilir.

Özkızılcık, Menbiç’e yönelik ciddi bir askeri hazırlık olduğunu söyledi ve buranın Rusya’nın etki alanı içinde olduğunu hatırlattı:

“Ama normal şartlarda ABD müsaade etmezse Rusya, YPG’yi koruyamaz ve SMO orayı ele geçirir.”

‘Suriyelilerin evlerine dönmeleri için önemli bir avantaj oluşabilir’

Esad yönetimi karşıtı güçlerin kontrol alanlarını genişletmesi, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüş sürecine dair beklentileri de artırdı.

BBC Türkçe’ye konuşan Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Deniz Tansi, HTŞ’nin Türkiye’nin desteklediği SMO ile zaman zaman çatışmalara girdiğini ve grubun kontrolündeki bölgelerde “kısmı bir selefi yapısı” oluşturduğunu vurguladı.

Tansi, HTŞ’nin kontrolüne geçen Halep ve diğer bölgelerde kamu düzeninin yeniden tesis edilmesine karşın Suriyelilerin İslamcı grubun yönetimi altında yaşamayı tercih etmeyebileceğini söyledi.

Özkızılcık ise “Halep’te güvenlik kaosu oluşmazsa ben çok ciddi bir geri dönüş bekliyorum” diye konuştu ve şunları kaydetti:

“Bu o kadar büyük olabilir ki Türkiye’deki sığınmacı sayısı artık tolere edilebilir bir seviyeye kadar geriler ve kamuoyu tarafından sığınmacı sorunu ortadan kalkabilir.”

Türkiye’nin eski Şam büyükelçisi Ömer Önhun da “Bu kazanımlar korunabilirse sığınmacıların evlerine dönebilmeleri için önemli bir avantaj oluşur” diye konuştu.