Ertuğruloğlu: İstediğiniz çözüm Rum’un azınlığı olmak mı ?

Ertuğruloğlu

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde ilk olarak 897 milyon 914 bin TL’lik Dışişleri Bakanlığı bütçesi ele alınmaya başlandı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, dünyanın değiştiğini ve bakanlığın görevleri olduğunu, ancak bütçe payı 0,59 olan bakanlığa ülkede verilen önemin net şekilde ortada olduğunu kaydetti.

Bakanlığın görevinin ülke temsiliyeti olduğunu, ne çalışma ,ne içişleri, ne de eğitim bakanlığı olmadığını söyleyen Ertuğruloğlu KKTC gerçeğinin iyi algılanması gerektiğini kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı’nın insan kaçakçılığı yapan bir bakanlık olmadığını, sadece Pakistan ya da Türki devletlerden gelen iş gücünde değil, öğrenci kisvesi altında gelen ama öğrenci olmayan kişilerin de neden olduğu sıkıntılar olduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu bu sıkıntıların durdurulması için bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Kendilerine düşen görevleri her zaman yaptıklarını ifade eden Ertuğruloğlu Türki devletlerle olan ilişkilerin küçümsendiğini, eleştirildiğini söyledi. Bunun üzerine CTP Milletvekili Doğuş Derya bu yönde bir argümanı olmadığını kaydetti.

Eğer bu ilişkiler bu kadar gereksizse, Rum tarafının sözde Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla Türki devletlere uyguladığı baskının nasıl açıklanabileceğini soran Ertuğruloğlu, AB’yi bir silah gibi kullanan Rum tarafının bu ilişkileri sabote etmeye çalıştığını söyledi.

Kıbrıs Türk halkının sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”in bir toplumu olmadığını vurgulayan Ertuğruloğlu Kıbrıs Türk halkının devlet sahibi bir halk olduğunu belirtti.

Kıbrıs sorununun Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul edilmesinden ibaret olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, bunun göz ardı edilerek egemen eşitlik politikasının çözümün önünde ön koşul olarak alınmasının hiç anlaşılır olmadığını, çözümün önünde tek bir ön koşul olduğunu bunun da Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak sayılması olduğunu ifade etti.

İlgili BM kararlarına işaret eden Ertuğruloğlu, “Dünya Rum’a Kıbrıs Cumhuriyeti muamelesi yaptığı Rum da bunu pervasızca Kıbrıs Türkünün aleyhine kullanarak ambargolar uygulattığı sürece siz hangi müzakereden hangi çözümden bahsedebilirsiniz?” diye sordu.

Önceki sürecin sonuç vermeyeceğinin ortada olduğunu anlatan Ertuğruloğlu açıkça federasyon seçeneğinin ortadan kalktığını vurguladı.

KKTC devlet Meclisi’nde bu konuşmaların yapıldığını anımsatan Ertuğruloğlu, devlet göz ardı edilip toplum söylemi yapılmasını eleştirdi.

Türkiye AB ilişkilerine de değinen Ertuğruloğlu “Türkiye’nin Kıbrıs meselesi olmasa AB’ye üye yapılacağını mı düşünürsünüz?” diye sordu.

“Kıbrıs meselesi anavatan Türkiye’yle saptadığımız ilkelerle ileri götürülen ve savunulan bir meseledir” diyen Ertuğruloğlu, şimdiki Rum liderliği kötülenerek sanki önceki liderlikler iyiymiş gibi bir hava yaratılmak istendiğini ancak önceki liderliklerin de aynı şekilde olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türkü’nün 1960 Cumhuriyeti’ne sarıldığını çünkü o yapıda Kıbrıslı Türklerin ihtiyaç duyduğu tüm unsurların olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, “Sarılmayan Rum’du. Zaten Rum 1960 Cumhuriyeti’nin kurulmasını da istemiyordu” dedi.

BM Güvenlik Konseyi’nin dünyaya barış sağlama görevinin ortadan kalktığını, sorun ve kriz yaratır hale geldiğini dile getiren Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorunu konusunda da durumun bu olduğunu söyledi.

Hem BM daimi üyeleri, hem de AB’nin kendi ulusal çıkarları uğruna Kıbrıs Türküne yapılan muameleyi görmezden geldiğini belirten Ertuğruloğlu, “Çözümünüz ‘devlet iddiamızdan, egemenlikten vazgeçmek mi?'” diye sordu.

Kendilerine bilinen retorikten vazgeçme çağrısı yapıldığını ifade eden Ertuğruloğlu, “Bilinen retorik sizlerin retoriğidir” dedi.

Ertuğruloğlu “İstediğiniz çözüm Rum’un azınlığı olmak mı” diye sordu.

Siyasi eşitliğin ancak egemen eşitliğe dayandırılıyorsa bir anlamı olacağını dile getiren Ertuğruloğlu, “Karşı tarafta bizimle anlaşmaya hevesli bir Rum var da biz buna engel oluyoruz gibi bir tablo çiziyorsunuz. Bilinen retorikten çıkın diyorsunuz, sizin retoriğiniz 60 yıl denendi. Her anlaşmaya ‘hayır’ diyen Rum oldu, ancak sonunda ne oldu Denktaş Bey’e lakap takıldı: Mr. No”.

“Sizlere vatan haini diyoruz zannediyorsunuz ancak böyle bir şey söylemiyoruz” diyen Ertuğruloğlu öte yandan yaşanan sorunların tek nedeni Kıbrıs sorunu gibi bir yaklaşımın da doğru olmadığını belirtti.

Amerika’nın Kıbrıslı Rumlara silah ambargosunu kaldırması ve askeri eğitim vermesine işaret eden Ertuğruloğlu “Bu eğitimler kime karşı savaşmak için veriliyor?” diye sordu.

“Rum bize her türlü kötülüğü yapıyor ama onlara değil bunları yapmalarına izin veren uluslararası camiayı suçlamak lazım” diyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun esasının Kıbrıs Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak görülmesi olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu “Bu sorunları biz yaratmadık bunlar aleyhimize yaratıldı, bunlardan evet zarar görüyoruz, her türlü hakkımız ihlal ediliyor” dedi.

Türkiye Yunanistan ilişkilerinde yumuşamadan kendilerinin herkesten çok mutluluk duyacağını ifade eden Ertuğruloğlu, ilk başta bu gerginliği yaratanın kim olduğunu sordu.

Garantörlüğün hakkını veren tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Ertuğruloğlu, öte yandan Rumların Kıbrıs sorunu 1974’te başladı dediğini kaydetti.

Ertuğruloğlu Kıbrıslı Rumlar sorunu bu şekilde görmeye devam ettiği sürece hangi müzakereden hangi anlaşmadan bahsedilebileceğini sordu.